27 Mart 2013 Çarşamba

ZİHİN BOZULUYOR, HAFIZA BOZULMUYOR


“…Hafızamız bir tür eczane, bir tür kimya laboratuvarıdır, elimize tesadüfen sakinleştirici bir ilaç da geçebilir, tehlikeli bir zehir de.”

Proust'un hafızanın yılankavi yollarında neyle karşılacağımızı bilmediğimizden dem vuran satırlarını yeniden okurken masamda geçmiş yıllarda yazdığım notlar da var. Öyküye hazırlık yapan, yola yeni çıkmış bir fikirle karşılaşıyorum: “Sen birinin anılarındasın. Ama o biri senin anılarında yok.”
Hafıza bile adil değil. Kimine ayrımcılık yapıp ön sıralara oturtuyor, kimini salona bile almıyor. Hatırda kalan herhangi bir ânınsa önemsendiği için aklında kaldığı düşünülüyor. Mutlak doğru bu olamaz. Zihnim öyle bir çöplük ki tüm bu çöplerin çoğunu önemsemediğime bahse girerim.
İnsanlığın varoluşundan beri keyif verici maddelerin varlığından söz edilir ya, Proust’un sakinleştirici ilaç addettiği tatlı hatıra, keyif verici bir madde kadar ruhu dinginleştiriyor. Hafıza, insanın bilinç kazandığı, hatırladığı, bir hayatının olduğunu gösteren, ona hayat bahşeden ellerden biri. Akıl kadar, düşünmek ve sevmek kadar...

Hafıza sana geçmişini veriyor. Daha garibi, bazen de vermiyor… Bazen de boşlukları işbirlikçi partneri z i h n i n doldurmasına, senin kucağına onun bırakmasına izin veriyor.
Bir hocamla, kanunların böylesine baş döndürücü bir hızla dönüştürülmesini konuşuyorduk geçen gün. “Bana sorarsanız, toplumun hafızasını siliyorlar,” dedi. Unutmadım, kaldırdığım raftan çıkarıp bakıyorum bu söze arada bir. Her "eskiyi külliyen reddeden uygulama"da toplumun yeniden inşa çabasını görüyoruz. Salona alınmayanların ya da salondan kapı dışarı edilenlerin yok olduğu anlamına gelmiyor ki bu... Herkes orada. Kişinin ya da toplumun hafızası başka ellerle yaratılmıyor...

Peki, zihin hafızayla ortak çalışıp duygulara etki mi edecek? Hayatındaki her şeyi olumlu ve işe yarar hale getirmek için uğraşan insanın hafızasının güçlü olması nasıl bir etki yaratıyor? Bazı zaman çok keyifli, çıkarım yapma şansın ve bu çıkarımın doğru olma şansı hafıza sayesinde artıyor. Ama -gerçekleşebilse- en kolaycı erekle yola çıkıldığını düşüneceğimiz ve belki de kaypakça bulabileceğimiz  "hafızayı bile isteye silme"yi ise kimse yapamıyor. 

Zihin bozuluyor, hafıza bozulmuyor...

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...