X-Ist etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
X-Ist etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Kasım 2012 Cuma

Sanatın Eğlence Tadı


Erich Mendelsohn ,1919’da Cassirer’de açılan sergisinde yaptığı konuşmada, “Yeni bir ritim, yeni bir devinim dünyayı ele geçirmekte,” derken dünya sanatınının gidişatını tanımlıyordu. Bugün sanata teknoloji de eşlik ediyor, sanat her materyali ve fikri kullanmayla şekilleniyor.

İşte sergi açılışlarının cazibesi de burada: Eseri, materyali ve fikri sanatçısından dinleyebilmekte...
Geçen seneydi. Cem Dinlenmiş, Galeri x-ist’teki "Not Now/Şimdi Olmaz" sergi açılışında, bir çalışmasını göstermişti.  Baktım, her çalışması gibi dinamik ve yoğun, benzersiz bir resimdi. Ama başka bir şey söyledi Dinlenmiş: "İşte burası," dedi. Resmin ismi o zaman dikkatimi çekti: "Yeraltındaki Galeri". Galeriye baktım, resme baktım, evet plana tamamen uygundu. Resim artık kendisinin yanında bir de fikre dönüşmüştü. Fikirden gelen sanat eserinin fikre geri dönmesiydi bu ve beni yaratım-mekan ilişkisi açısından etkilemiş, eğlencesi saklı bir örnekti artık.


Hüseyin Aksoylu'nun bu sene Art ON'da açılan "Ağırlık" sergisinde ise çok ilgi çekici bir enstalasyonu vardı. Aksoylu, videonun, "aslında yükseklik arttığı için paniğe kapıldığımız, bu panik ve denge kaygısının yaşamsal bir denklem olduğunu göstermek üzerine kaydettiğini," söylemişti. Aşağıya ağ germelerini önermelerine rağmen zaten anlatmaya çalıştığı düşüncenin tam da bu olması nedeniyle ağ germediğini söyleyince ona hak vermiş ve önermesini belki de daha iyi kavramıştım. Düşündürmüştü beni...

Fikirden tutun malzemeye kadar öğrendiğiniz her şey zihninizde o eserin ilerlemesi sağlar. Daha rahat, sağlam ve hatta eğlenceli bir yere oturur.

Sanatın eğlence tadını alınca takibe devam edersiniz, bu da derinliğini arttırır. Beyin neden keyif alıyorsa ona yaklaşma eğilimdedir çünkü.

Eserin yapım sürecini ve sanatçının hareket gücünü nasıl tanımladığını öğrenmek yeni bir keyif maddesi bulan beyni daha da çeker sanata, daha da… Takip eder, düşünür, zevk alırsınız…

Bilmek hakim olmaksa eserden alınan estetik haz da pekâlâ -belki de hakimiyet duygusunun etkisi ile- artabilir.

Keyifle söylüyorum ki bana iyi geliyor...


3 Ekim 2012 Çarşamba

Bahadır Baruter Sergisi'nde... Ateşe Yakın Olanların Gözleri...

X-Ist’in yenilenmiş salonunda, ciddi bir kalabalıkla birlikte sergiyi gezerken Baruter’in gülen, kocaman, yeşil gözlerini seçiyorum. “Resimler için söyleyeceğim ilk şey, çok, çok farklı olduğu” diyorum ona, “işte duymak istediğim buydu,” diyor. Heyecanında haklı. Hem fikir, hem uygulama başka bir dünyadan. Matisse, “Resmetmek, bir düşünceyi çizgi içine almaktır,” diyor.  Belli ki, Baruter’in de önce kafasında bitmiş bu resimler...


Murathan Mungan, Kibrit Çöpleri’nde, “Dünyanın bütün hikayeleri aile yaralarıdır. Orada başlar, orada gelişir, oraya dönerler. Birikmiş ev içi kinleri, mutsuzluk fazlası, kirli sırlar, açık ya da örtük şiddet, aşırı sevginin yaraladığı benlikler, istenmezlikler, yetmezlikler, erken kayıplar, öksüzlüğün, yetimliğin, üveyliğin saymakla köpüren, köpürdükçe birbirine benzeyen nedenleri… Mutlu ya da mutsuz bütün sonlar kaçınılmazdır, “ diyor. Bu sergiye ne kadar yakın duran sözler… “Senin Ailen Bir Yalan Yavrum” aynı ismi gibi öyküsü olan, hikayesi çarpıcı bir grup dijital resimden oluşuyor.
Baruter’in resimlerinde karanlık, az tonlu, birbirine benzeyen, neredeyse ürkütücü bir atmosferde gotik kahramanlar gözlerinizin içine bakıyorlar.
Her birinde farklı bir öykü ve renk detayı var. İşte "O Akşam Yemeği" ve resimdeki tek canlı rengin çocuğun kırmızı tırnaklarının manidarlığı...



Ve benim favorim, Uzun Bir Gece. Küçük ayaklarını masumca ve mazlumca bir araya getirmiş, boynunu bükmek zorunda kalan kadın...


Hatırlarsınız, Mine Söğüt’ün leziz “Deli Kadın Hikayeleri” ile Baruter’in resimleri buluşmuştu ve eşine az rastlanır bir örtüşme gerçekleşmişti. Söğüt’ün öyküleriyle bu kadar iyi örtüşecek başka bir resim grubu da düşünemiyorum. Büyük bir birliktelik, bir araya gelişti.
Söğüt'ün kitaptaki öykülerinden birinin adı da “İçinde Ateşe Yakın Bir Şey Olan Kadın”dı; işte Baruter'inkiler de içlerinde ateşe yakın olanların soluk alışlarını izlediğimiz muazzam dünyalar...


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...